haberantalya.com

SALI SOHBETLERİ-65: MEHMET GÜNAL MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI

Salı Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu MHP Genel Başkan Yardımcısı Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet Günal oldu. Günal, referandum sürecini değerlendirdi.

SALI SOHBETLERİ-65: MEHMET GÜNAL MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI
Tarih: 28-03-2017 13:09

Salı Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu MHP Genel Başkan Yardımcısı Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet Günal oldu. Günal, referandum sürecini değerlendirdi.

ÖNCELİĞİMİZ MEMLEKET MESELE

•        Partinizin genel başkan yardımcılığı görevini üstlendiniz bu nedenle sizi Antalya’da çok fazla göremez hale geldik. Parti yöneticisi olarak Ankara’dan Antalya’ya bakıp, değerlendirdiğinizde farklılık söz konusu oldu mu?

Birtakım sorumluluklarımız arttı tabi ki. Plan ve bütçe komisyonunda 10 yıldır görevdeyim. Partimizin önce 6 kişilik yönetim kurulundaydım sonrasında Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildim. Mayıs ayının başından bu yana da Türk Dünyası ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıyım. Tabi gündemimiz çok yoğun. Ülkemizin sıkıştığı bir dönemde üzerine birde hain darbe teşebbüsünü yaşadık. İş yükümüz iki kat artmış oldu. Çünkü bu süreçte bizlerde Dışişleri Komisyonu üyeleri ile yurt dışına bu olayları anlatmaya gittik. Ben buna, parlamenter diplomasi diyorum. Her partiden arkadaşlarımızla gittik. Ben Londra ve Berlin’e gittim. Başka arkadaşlarımız Avrupa’ da ki diğer ülkeleri, Amerika’yı, Kanada’yı seyahat ederek olayın vahimiyetini anlattılar. Aynı zamanda Türkiye’ye de gelen çok fazla heyet oldu. Dolayısıyla zaten normal meclis gündeminin ötesinde ülkemizin dış politikaya ilişkin ve Türk dünyasında yaşananlar Suriye’de, Musul’da, Kerkük’te, Halep’te benim sorumluluk alanım olduğu için çok daha yoğun bir süreç yaşadım. Avrupa’dan gelen heyetleri ama partide ama mecliste kabul etmek bizim sorumluluk alanımızdı. Dolayısıyla Antalya’nın durumu oradan baktığımız zaman yine görüşüyoruz yine geliyoruz ama yoğunluk açısından biraz daha genel merkez hatta tüm Türkiye faaliyetlerine çok daha zaman ayırmak durumunda kaldık. Dünya’da ki gelişmeleri de yakından izlemek durumundayız. Günü gününe çok sıcak şeyler oluyor. Darbeden sonra bir takım çalışmalar yapıldığı için Fırat Kalkanı operasyonu yapıldı. Tabi daha geniş bir açıdan bakma imkanı buluyoruz. Buna rağmen gelişmeleri saati saatine dakikası dakikasına takip etmek durumunda kalıyoruz. Bu nedenle de bir takım toplantılara katılsak da, gelip gitsek de memleket meseleleri daha çok ön plana çıkınca diğer sorunlarla ilgilenmeye eskisi kadar çok vaktimiz olmuyor. Ama kurumsal olarak il başkanımız devamlı burada. Sivil toplum kuruluşlarının ve sizlerin aracılığı ile gündemi yine takip ediyoruz. Gerekli çalışmaları yapıyoruz. Önem derecisine ve aciliyetine bakarak katılmamız gereken toplantılara katılıyor, bulunmamız gereken yerlerde yer alıyoruz.

AVRUPA’NIN DÜŞMANLIĞI

         •        Avrupa ile ilişkilerimiz turizmdeki krizden en fazla etkilenen Antalya’yı ne duruma düşürür? Hollanda’da yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Devletlerarası ilişkiler önemli bunu her yerde belirtiyorum. Avrupa’nın da seçim döneminde olması ve iç politikaya dönük söylemler olması nedeni ile adamlar açıkça söyledi zaten Hollanda’da bizim seçimimiz var, bu hafta gelmeyin sonra gelin dedik diyor. Bu doğru bir şey değil ama onların bakış açısı da rasyonel. Nitekim de sonucu aldı adam 25- 26 milletvekili çıkarırken, 31- 32 milletvekili çıkardı. Şimdi kendi iç politika hesabı ile böyle bir şey yapıyor. Ha bunun arka planında hep söylediğim batının tırnak içerisinde genelde ve özelde Avrupa’nın bir Türk ve İslam düşmanlığı var, adamlar da çok fazla gizlemiyor.

KAVGA İLE ÇÖZEMEYİZ

YSK’nın kararı var, yurt dışında seçim propagandası yapılamaz diye. Buna rağmen bu durum yaşanmasına ne yorum yapıyorsunuz?

Hayır, o başka bir şey. Türkiye’nin 54 yıldır devam eden hiç bitmeyen ama evliliğe de gitmeyen ilişki diyorum ya ben böyle bir şey var. Hep söylediğim bu. Mesele o değil. Şimdi burada bir arka plan var. Diyorum ki bizim yarımızın yarısının yarısı kadar olmayan ülkeler ekonomik olarak da, siyasi olarak da hiçbir kriter tutmayan ülkeleri aldınız. E stratejik olarak da düşünürseniz de Türkiye’yi almak da sizin de işinize gelir. Geniş nüfusu var bölgesel avantajı var ama o zamanda siyaseten bir takım kriterler koyuyorsunuz. Örnek olarak mülteci anlaşmasını tamamen geçmiş terör ile mücadeleyi yasasını tekrar gözden geçir diyorlar. Gelenlere benim OHAL’im var, terör ile mücadele ediyorum diyorum. Ben sıkılaştırmaya çalışıyorum sen gelmişsin biraz gevşetin diyorsun. Öyle şey olur mu? Söylediğiniz şeye bakın. Bir yandan da diyorum ne alakası var mülteci sorunu ile bunun. Ee sen şimdi bir söz vermişsin vize serbestisi gelmiyor, o zaman benimde bu anlaşmayı bozma hakkım var. Bugün tarihsel arka plandan baktığımız zaman bir ön yargı var. Düşmanlık demesek bile bir ön yargı var. Diplomatik olarak ne yapmak lazım? Daha çıkarımızı düşünelim, daha uygun bir lisanla oturup, konuşmak lazım sürekli kavga ile çözemeyiz. Haa ağır bir şey de varsa eğer en ağır tepkiyi de gösteririm. O ayrı konu. Biz zaten MHP olarak bunun arkasındayız. Yapılacak müdahale varsa, yap. Yani teskere var ise, herkesten önce biz müdahale ederiz. Ülkenin güvenliği için yapılması gereken ne varsa yapın diyoruz. Dolayı ile seçim sonrası orada biraz daha yumuşama olur diye düşünüyorum. Örneğin Hollanda da seçim bitti. Yemek yiyelim diyorlar. Mesele o değil. Bir süre sonra konuya daha hakim olurlar ve birinin adım atması gerekir. İkinci söylediğin konuya gelince...  MHP’ni tavrı, sadece anayasa yapımı ile ilgili bütün konularda bizim destek vermişliğimiz yok. Genel başkanımız defalarca kez ifade etti. Yeri geldiği zaman en sert muhalefeti de yaparız. Nitekim Barzani geldiğinde bayrak krizinde ne söylediğimizi gördünüz. Bizim burada AKP ile bir ortaklığımız yok. Ve bu tarz iddialar ortaya atıldığı zaman genel başkanımız en ağır cevabı da verdi. 48 yıllık parti Milliyetçi Hareket Partisi’nin genel başkanı olarak böyle bir şeyi kabul edemeyiz. Milliyetçi Hareket Partisi’nin kendi siyasi kimliği vardır. Biz şu an ülkemizin geleceği için kaygı duyduğumuzdan ülke için, millet için derken bunu kastediyor ‘evet’ deme nedenimizi açıklıyoruz. Ülkemizin geleceği açısından ‘evet’ diyoruz, sistem krizleri bitsin istiyoruz. Eğer yanlış olursa yine uyarmak bizim görevimiz. Biz şu an koalisyon ortağı değiliz ki! KOALİSYON ORTAĞI DEĞİLİZ

Koalisyon ortağı iken gelip yanlış olunca bozmadık mı? Barajın altında kalmadık mı? Avrupa birliği yasaları dayatıldı diye bozmadık mı?  Bozan biz değil miydik? Erken seçim isteyen kimdi? Devlet beye kızmadınız mı 2002’de koalisyonu bozdu diye. Türkiye’nin en uzun koalisyonu 3,5 yıl. En uzun koalisyon Bahçeli tarafından yürüdü, sağolsun demiyorlar. Sorun eğer ülkemizin aleyhine olacaksa elimizdeki koalisyonu da bozarız, bozduk da. Ülkemizim lehine olacaksa mevcut iktidar da doğru yapıyorsa aynı şekilde destekleriz. Yanlış ise yine söyleriz. Kimsenin elimizden bir şeyimizi aldığı yok ki. Ekonomide de yanlışları söylüyoruz. Siyasette de yanlışları söylüyoruz. Yarın yine gelir yine söyleriz fakat şu anda bu sistem krizinin ortadan kalkması lazım. Yarın ki iç hatlarda ne olacak bir varsayım üzerine konuşmak çok doğru bir şey değil ama böyle bir şeyi MHP gibi bir partiye hele ki Devlet Bahçeli’ye yakıştırmak işi ayağa düşürmek gibi oluyor açıkçası.

BAŞKANLIK SİSTEMİ DEĞİL

Referandumun kilit partisi MHP.  AK Parti’ye en ağır eleştiriyi Sayın Bahçeli yaparken, nasıl oluyor da Başkanlık Sistemi’nde AK Parti ile birlikte hareket edebiliyorsunuz?

Başkanlık sisteminde beraber değiliz. Cumhurbaşkanlık hükümet sisteminde beraberiz.

ANTİERDOĞAN TİMİ VAR

MHP tabanının kafası karışık mı? Kararsızlarla ilgili bir çalışmanız var mı?

Hafta içi ve hafta sonları değişik günlerde başkanlık divanı üyelerimiz başkanlığında MYK üyeleri ve milletvekillerinden oluşan 3-4 kişilik heyetlerimiz değişik illerde önce basın toplantısı sonrasında televizyon programları ve sivil toplum kuruluşları ziyaretleri yapıyoruz. Aralık ayından bu yana 50 den fazla il gezdiğimize inanıyorum hala da devam ediyoruz. Şu an itibari ile de 9 ilimizde miting programlandı. Onun ötesinde de aynı zamanda bizim kongre sürecimiz planlandığı şekilde devam ediyor. Bugün Korkuteli’nde vardı yarın Döşemealtı’nda var. Algı yönetimine tabii tutulan bir yönetim var, sadece bizimkisi değil. Bütün partilerde böyle bir bilgi kirliliği yaratılıyor. Ortada gerçekler konuşulmadan şahıs üzerinden bir antiErdoğan timi karışıyor.

BAHÇELİ DE GELEBİLİR

Sayın Erdoğan’ın hayata geçirdiği her politikaya karşı çıkarken, bugün ‘evet’ başkanlık sistemini onaylıyorum dediğinizde partililerinizden tepi almadınız mı?

Devlet Bahçeli de gelebilir. Abdullah Bey ya da Ahmet Bey de gelebilir.

EVDE YANGIN VARKEN!..

-Bu hamle ile AK Parti’ye kaçırdığınız milliyetçi oylarınızı geri alacağınızı mı düşünüyorsunuz?

 Hayır. Biz devamlı ülkemiz ve milletimiz diyen bir partiyiz. Önce partim, sonra ben… Dün öyle, bugün böyle diyen bir parti değiliz biz. Bizim 48 yıllık geleneğimiz var, ilkelerimiz duruyor, beyannamelerimiz duruyor, parti programımız duruyor. Bizim için öncelik devletin bütünlüğü. Evde yangın var iken, bahçedeki mahsulü biz düşünemeyiz. Normal bir siyasi parti önce bahçedeki mahsulü düşünür. Kendi partisine bakar, öbür taraf yanmış yıkılmış ona bakmaz. Biz onu düşünemeyiz. Şu anda bizim yaptığımız müdahale yangını söndürme müdahalesi. İtfaiyecilik yapan bir görevimiz var. Yangın sönmeden siz bahçedeki mahsulü soruyorsunuz. Belki oda yanacak, belki yanmayacak. O günün şartlarında kimi oturtacağız? Genel başkanımızı aday göstereceğiz. Bir aday gösterme hakkımız var, geleceğiz bir ülkücü veya milliyetçi bir vatandaşımızı aday göstereceğiz. CHP Üyesi Deniz Baykal bu kadar düşmanca saldırıyor, ona neden sormuyorsunuz, onu da alın bir gün buraya, ona da sorun. 2002’de bunu kuyudan çıkaran kim. Muhtar dahi olmayacak Recep Tayyip Erdoğan’ı kendi partisini manipüle ederek. Muhtar dahi olamayacak yazıyor burada. Çünkü adam içerideydi, çıktı. Anayasa değişikliği gerekliydi, CHP destek verdi öyle oldu. Ve kendi partisini manipüle etti. İkna etmek için kumpaslar kurdu Deniz Baykal. Zülfü Livaneli’yi okuyun 2003 yılını. Ben demokratım demiştir, demokrasi gereği yaptım demiştir. Peki devam edelim. 2007’ de 367 krizini kim çıkardı. Deniz Baykal ve Sabih Kanadoğlu. Ee o zaman yutmadık mı? Adamlar onun sayesinde 2007’de bu kadar çoğunluk sağlamadı mı?  Yani şunu söylüyorum kalkıp kendi camdan evi olan adamın başkasının evine taş atması doğru değil. Ee yine geldik 2014’e söyledim. Ekmeleddin İhsanoğlu kimin adayı idi? CHP’nin adayıydı biz onu da destekledik. Aday çıkaran CHP idi. Şimdi sen kendi adayını desteklemiyorsun.

İHSANOĞLU’NA DA DESTEK VERDİK

         •        Ekmeleddin İhsanoğlu  şimdi MHP Milletvekili değil mi?

O başka. Ben cumhurbaşkanlığından bahsediyorum. Ekmeleddin İhsanoğlu CHP’nin resmi cumhurbaşkanı adayıydı, bize de geldiler, biz de tamam dedik. Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında iki partinin uzlaşacağı formata da uygun, profesörlük yapmış, İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreterliği yapmış, tamam olsun bizimki çıkmıyor ise toplumsal uzlaşma yolu bu illa bizimkisi olacak diye bir şey yok. Ee CHP çalışmadı sordum. CHP’li arkadaşımız da var üzerine alınma dedim ama ben geldim burada Acar’dan başka hiçbir CHP’li milletvekilini sahada göstermelik bile olsa çalışırken görmedim.
ERDOĞAN’LA HUSUMETİMİZ YOK

         •        Anayasa değişikliğinde maddelerin hangilerine müdahale ettiniz?

Tayyip Erdoğan’ın şahsı ile herhangi bir husumetimiz yok. En ağır hakareti eden Devlet Bahçeli idi. Bakın 10 davası var. 2015 Haziran’dan önce herkes MHP ‘hayırcı’ dedi. Neye hayırcı? Bir, çözüm süreci değil, çözülme sürecinden vazgeç dedik. İki, Anayasa’nın ilk 4 maddesine dokunma, üniter yapıyı bozma dedik.  Bunları tartışma, niye tartışılıyor? Dedik. Üçüncüsü, Cumhurbaşkanı olarak yetkin olmayan şeylerde konuşma yapma, yasal sınırları kontrol et, yolsuzluk ile mücadele et, bakanları koruma dedik. Özeti budur. Şu anda çözüm süreci bitti mi? Bitti. Çözüm süreci dediğim d,  sorunların çözülmesi değil, bizim çözülmemiz, devletin çözülmesi. Yoksa bilindiği gibi sorunun çözümü değildi.

DOLMABAHÇE’NİN MASASINI KİM DEVİRDİ?

Dolayısıyla Dolmabahçe’nin masasını deviren kim oldu? Güya o anda hepsi oradaydı. Dokunulmazlıkları ne zaman kaldırdık? Ne zaman dokunmaya başladılar? MHP’nin desteği ile. 2.maddedeki söylediğimiz ilk 4 madde tartışma konusu mu? Değil. 42. madde eğitim dili ile ilgili tartışma konusu mu şu anda değil. 66. madde vatandaşlık ile ilgili tartışma konusu mu? Değil. 127. madde tartışma konusu mu? Derken tartışılıyor fakat değişikliğin içerisinde bunlar ile ilgili bir şey yok. Paketin dışında kalıyor. Yani bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak hassas olduğumuz konular dikkate alındı. Hassasiyetlerimiz dikkate alındığı içinde diğer konularda da yetki denetim düzenlemesi yaparak, yeni bir paket getirdi. Ülkem ve milletim kısmı üniter yapıyı koruyarak federasyona yol açmayacak. Bunlara özerklik pazarlığı yaptırmadan HDP’nin bugün PKK’nın uzantısı olduğunu biliyor herkes. Bunlar ile pazarlık etmesini engelleyerek, durumu daha zararsız bir hale getirdik.

BİZE İHTİYACI YOK

         •        Şu an desteklediğiniz sistem bu federasyonun oluşmasında bir adım değil midir?

Değil. Şöyle değil. Ya onu zaten şu anda engelleyen bir şey var mı? Sayın Erdoğan 2019’un Ağustos ayına  kadar Cumhurbaşkanı değil mi?  Örnek sandıktan hayır çıktığı zaman ertesi gün cumhurbaşkanlığından mı alınacak? Böyle bir oylama mı bu...

         •        Referandumdan ‘evet’ çıkarsa eğer 3 ay daha fazla Cumhurbaşkanı olarak kalacak.

3 ay değil, 2 ay. Yani ş uan 2019’un Ağustos ayının sonuna kadar Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı. Evet çıkarsa sadece 2 ya daha uzatmalı olarak Kasım’ın başına kadar yapacak. Başka hiçbir değişiklik yok. Şu andaki yetkilerini kullanacak fakat sorumlu olmayacak. Daha sonrasında tekrar seçilirse aynı şekilde yetkili fakat sorumlu olmayacak. Yani seçilemez diye bir şey yok, şu an ki mevcut Anayasa’ya göre de yine seçilebilir. Hadi diyelim algı yönetimi yapanların teorisi gerçek oldu ve hayır çıktı, yine geldi yine seçildi ne yapacaksın. Veya geldi HDP ile anlaştı. 317’nin üstüne 59’u toplayın diyorum arkadaşlar. Ne yapıyor 376. Anayasayı değiştirebilmek için kaç milletvekili lazım. 367. Size de, 330’a da ihtiyacı yok. Bize de ihtiyacı yok. Bize ihtiyacı yok çünkü 330’u geçmiş, size ihtiyacı yok çünkü referanduma gitmesine gerek yok. Bu anlamda size soruyorum HDP ile oturup anlaşsa şu anda ne engelleyebilecek bunu. MHP’nin o duruşu olmasa belli bir noktaya kadar oturup, tartışıp bizim hassasiyetlerimizi dikkate alan bir noktaya getirmemiş olsak, neyi engelleyebileceğiz. Veya dediğiniz gibi yarın hayır çıktı gitti anlaştı. Gerçi ben hayır çıkacağına inanmıyorum şu anda. CHP’nin de yanlışları yüzünden. Sordukları şu diyorlar ya efendim işte yarın federasyon? Zaten yaparsa tam tersi biz bırakırsak onlar ile yapacaktı. Onu anlatmaya çalışıyorum. Biz gel dedik bizim hassasiyetlerimizi dikkate alırsan, destek oluruz. Hassasiyetlerimizi dikkate aldı. Bizde destek olduk. Söylediklerimizi de söyledik. Biz şimdi bütün söylediklerimizden vazgeçmiş değiliz ki. Ama şu anda devletin bekası açısından hele hele 15 Temmuz’dan sonra yaşadıklarımız açısından güçlü bir hükümet sistemine ihtiyacımız var. Kararlılıkla terör ile mücadele edilmesi lazım. FETÖ’nün ayıklanması lazım. Masum olanların da bir an önce ayıklanarak işine iade olması lazım. Söylediğim bu, bunun için destek oluyoruz. Yoksa adamın bütün politikalarını desteklemiyoruz ki. Yarın yine bu şekilde milletin aleyhine olacağını düşündüğümüz bir şey gelir ise destekleriz, bizim politikalarımıza uyuşmuyor ise karşı çıkarız. Biz yeni sisteme engelleyebilecek mekanizma koyuyoruz. Yargılanmasını kolaylaştırıyoruz. Her konuda sorumlu tutuyoruz. Şu anda vatana ihanet suçlaması dışına cumhurbaşkanının yargılanma şansı yok.

MUHALİF GRUP

         •        MHP’de ‘hayır’ için çalışan muhalif grupla ilgili düşünceleriniz nedir?

Meral Akşener’in, Ümit Özdağ’ın, Sinan Oğan’ın Milliyetçi Hareket Partisi ile hukuki, kanuni veya kurumsal hiçbir ilişkileri yoktur. Bu adamlar zaten başta yeminli gelmişler. Başta muhaliflermiş zaten. Şimdi de ‘hayır’ diyerek, muhalif tavırlarına devam ediyorlar. Devam ediyorlar ama nasıl devam ediyorlar?  Milliyetçi Hareket Partisi’nde muhalif oluyorlar, giriyorlar içeriye Doğu Perinçek’in kanatlarının altına, gidip kampanya yapıyorsun bu nasıl MHP’lilik.

MHP’LİLERİN HEPSİ ‘EVET’Çİ

         •        MHP’lilerin tamamı evet mi diyor?

Tabi ki evet. Ya zaten mesele evet , hayır meselesi değil. Bizim için evet oyu veren de, hayır oyu verende eşit değerdedir. Biz hayır verenler ile hayırcıları aynı kefeye koymuyoruz. Bizim itiraz ettiğimiz kişiler kalkıp Doğu Perinçek ile, HDP ile, CHP ile kampanya yapanlar. Karıştırdığınız nokta burası. Hayır diyebilir ikna olmamış olabilir. Her gittiğimiz illerde mitingler yapıyoruz, yönlendirme yapıyoruz. Bir algı yönetimi var. Ben burada doğruyu yanlışı tartışmıyorum. O ayrı bir şey. Bizim görevimiz de anlatıp yönlendirmek. İçeriği açıkça belirtmek. Eskisinde olmayıp da yeni verdiğimiz ne var. Mevcut yetkiler devam ediyor. Türkiye artık bu sistem tartışmalarını bıraksın. Antidemokrat yapı ortadan kalksın istiyoruz.

İÇİME SİNİYOR

Genel Başkan Yardımcılığınızı bir kenara bırakarak Antalya’nın bir vatandaşı olarak cevap verirseniz, ‘Cumhurbaşkanlık Sistemi’ne evet demek içinize siniyor mu?

Evet. 453’ü 367’ye düşürdük. Bu bizim metnimiz değil, AKP’nin kararı. Biz de bunu destekliyoruz. Burada bir iyileşme ve uzlaşma sağlanacağı için içime siniyor tabi ki


YORUM YAP


DİĞER HABERLER


Masa Üstü Sürüme Geç