haberantalya.com

SALI SOHBETLERİ-76: M.REŞAT OKTAY ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ MECLİS ÜYESİ

Salı Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li Meclis üyesi Mustafa Reşat Oktay oldu. Oktay, son dönemlerde gündemde olan Konyaaltı Sahili ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

SALI SOHBETLERİ-76: M.REŞAT OKTAY ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ MECLİS ÜYESİ
Tarih: 13-06-2017 11:44

Salı Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li Meclis üyesi Mustafa Reşat Oktay oldu. Oktay, son dönemlerde gündemde olan Konyaaltı Sahili ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

 

BAŞKAN İSTERSE SENİ KOVARIM DİYOR

-           Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin CHP’li üyesisiniz. Size göre meclis, olması gerektiği gibi mi çalışıyor?

Meclis üyesi olarak benim görevim bu kentin 50- 60 ve hatta 100 yılına uygun vizyon projelerini, planlarını hazırlamak olmalıdır. Yani ilçe belediyelerindeki uygulama imar planlarındaki sıkıntılarla uğraşmak yerine Büyükşehir Belediyesi’nde, bu kentin 2080 yılında nasıl bir şehir olması ile ilgili planlarının toplumla paylaşılmak suretiyle şimdiden hazırlanması gerektiğini söylüyorum. Ama maalesef şöyle bir sıkıntımız var. Bizim belediye meclisi şu anki mevzuata göre 5 gün çalışmak zorunda. Meclis gündemini oluşturan belediye başkanı, bugün ortalama 200 gündem maddesi ile saat 14.00’te meclisi topluyor.  Meclisin başında 15- 20 dakika dilek ve temennilerle, birbirimize yapacağımız nazirelerle geçtikten sonra saat üçte başlıyoruz. Sonra bütün komisyon kararlarının okunmuş sayılmasına diyoruz. Sonra gruplar halinde şu maddeden şu maddeye kadar okunmuş olan maddelerin toplu olarak oylanmasını diyoruz. İki saat içerisinde 200 maddeyi meclis gündeminde bitiriyoruz. Ben orada söz almak istiyorum. Başkan bana meclis dışı söz vermem diyor. Ya başkanım kentle alakalı ama diyorum. Ben başkanım söz vermem diyor. Konuşmazsın diyor. Biraz iteleşirsek, seni kovarım diyor. Seni atarım buradan diyor.

 

HİÇ KİMSE BİZİM KAFAMIZA SİLAH DAYAMADI

-           Bu durum Akaydın zamanında da böyleydi değil mi?

Evet. Yapı bu. Ben bunu Akaydın zamanında da söylüyordum. Halbuki ben Reşat Oktay olarak öneriyorum ki hiç kimse bizim kafamıza silah dayayarak meclis üyesi yapmadı. Bunun işi var, gücü var, bankada çeki var, senedi var o saatte demedi. Biz bunu özgür irademizle belediye meclis üyesi olacağız ve kent adına hareket edeceğiz diye seçildik. Asgari normlar içerisinde ben ki kent meclisinin her gün toplanmasını isteyen biriyim. 22 gün çalışsın. Resmi tatiller hariç. Tartışalım.

 

MECLİS ÜYESİ HALKIN MECLİS ÜYESİDİR!..

-           O maddeler gelirken sizinle birlikte gelmiyor mu?

Hayır. Belediye başkanı ile idare hazırlıyor. Öyle geliyor. Ben burada sadece belediye başkanlarını suçlamıyorum. Meclis üyelerini suçluyorum. Yasamızda; belediye meclisleri en üst karar organı der. Yani belediye meclis üyesi belediye başkanının meclis üyesi değildir. Halkın meclis üyesidir. Burada 5 gün, bu maddeler enine boyuna tartışılmalı. Bu tartışmalar gerekirse teknik analizlere dönüşmeli. Referandumlara götürülmeli. Bir kent adına geri dönüşümü çok zor olan kararlara imza atıyoruz. Yani o parmak çoğunluğuyla aldığımız karar oraya yapılacak bir kitle, bina, park geri dönüşümü mümkün olmayan, mali neticeleri çok zor olan kararlara imza atıyoruz. Doğal olarak bunun doğru olup olmadığını, birde kamu yararı taşıyıp taşımadığını bizim çok iyi irdeleyip, kent adına karar vermemiz lazım. Meclis üyeleri maalesef donanımsız. Meclis üyeleri emme basma tulumba gibi partilerin gruplarında almış oldukları veya belediye başkanlarının aldırmış olduğu bir şekliyle, sadece el kaldırıp indiren oy kullanma makinelerinden farklı değildir. Bazı meclis üyelerini tenzih ederek söylüyorum.

 

KİMSE İLGİLENMİYOR

-           O zaman bu sistem böyle geldi böyle gider mi diyorsunuz? Önü kesilemiyor mu?

Önemli olan bunun tartışılmadan yapılması. Sosyal medya ortamında görüşlerimi paylaşıyorum. Arkadaşlarımız okuyorlar, değerlendiriyorlar. Ancak gerçek şudur ki; bir köfte resmi koyuyorum 300 beğeni alıyor ama diyorum ki Antalya’da yeşil alanların ortalama miktarı 6 metrekare civarında, dünya ortalaması 17 ile 46 metrekare arasında. Hele Şarampol, Yüzüncü Yıl, Bahçelievler bölgesinde kişi başı donatı alanımız 1, 5 metrekare Allah’ınızı severseniz gelin bir çalışma yapalım diyorum. Kimse ilgilenmiyor.

 

BU KADAR AVM’YE İHTİYACIMIZ VAR MI?

-           AVM’lerle ilgili bu tür paylaşımda bulunarak, konuya dikkat çekmek istediniz. Sonuç alamadınız mı?

Ben AVM karşıtı değilim. AVM’ler toplumsal bir ihtiyaçtır. Ondan bir sıkıntı yok. Ama bir kentin ne kadar AVM’ye ihtiyacı olup, olmadığını da tartışılmalıdır. Şu anda 300 bin metrekarenin üzerinde AVM alanımız var. Sadece Otogar alanı için yapmış olduğumuz planlamanın AVM yönünden ticari toplamı 211 bin metrekare. Bu arada benim

bilmediğim AVM yapılabilir ticari alanlar da var. Bunları topladığımız zaman önümüzdeki 10 yıl içerisinde bu hukuken AVM yapılabilir alanlar 800 bin metrekareye ulaşırken, Antalya kent içinin ulaşımında ve büyümesinde herhangi bir yeni planlama olmadığına göre ve Antalya kent içinde nüfus artacağına göre, o 6 metrekare aşağı düşerken, AVM’ler ise artacak. Burada paradoksu yakalamaya çalışıyoruz. Ulaşım ve bu kentin ortasındaki yoğunluk problemi çözülmeden AVM’ye yönelik çalışmaların yapılması da size mantıklı gelmiyor yani? Evet. Bir de bir bölgede ticari alanın yaratılması gereklidir. Şimdi Konuksever AVM’ye döneceğim. Konuksever AVM’de ki 25 binlik plana olumlu bakan bir meclis üyesiyim ben. Göğsümü gere gere savundum. Bugünde savunurum. Kızılarık, Etiler, Konuksever dediğimiz bölge Antalya’nın yatakhanesidir. Yani bu şehri planlayanlar, şehrin ticari, finans merkezini buraya çekmişler. Şehrin geri kalan kısmını Dokuma’da dahil yatakhane olarak planlamışlar. Doğal olarak insanlar yattıkları yerden şehrin merkezine gelirler, çalışırlar. Tekrar geri dönerler. Artık kent planlayıcılarının bu kentin önümüzdeki 50 yıl, 80 yılını düşünmek zorunda. Bu şehri öyle bir tasarlayalım ki, insanlar ne az ulaşım olanaklarını kullanarak şehrin içinde çok fazla transfer yapmada ticari ihtiyaçlarını da karşılasınlar. AVM yapmak farklı bir şeydir. 25 binlik planda o bölgenin ticari olarak planlanmasına evet derken, 5 binlik plana ret oyu verdim. Dedim ki, plan notlarında AVM oluşumunun önünü engelleyecek şekilde metrekare kısıtlaması yapalım ki, bir uygulamada bir AVM için 30 bin metrekare olabilirken, 5’er bin metrekarelik parseller oluşturabilirsek pasaj ticareti dediğimiz klasik sistem oluşur. AVM oluşumunu da engelleriz. Onun için o büyük planlamanın 5 binlik kısmına ret oyu verdim. Plan notlarım yönünden bu doğru değil. Mesela Konuksever’de siz bir musluk tamircisi arıyorsunuz Şarampol’e gidiyorsunuz. Burada Kırcami planlanırken AVM’nin önünü kapatabilmek için biz plan noktalarında maksimum ticaret alanlarında 5 bin metrekare ile kısıtladık. Maksimumum ticaret parselleri 5 bin metrekare olacak. Konut planlamalarında da minimum 2 bin beş yüz olacak. Konut planındaki maksimumum serbest bıraktık. Ama siz 5 bin metrekareden fazla parselde ticaret yapamazsınız dedik, kapattık. Carrefour, Ticaret Odası’nın karşısında yerleri var, dava atılar. Mahkeme anayasal olarak kimsenin mülkiyetini küçültemezsiniz diye karar verdi. 36 bin metrekare ham tapuları var. Elimizde şöyle bir saatli bomba var Kırcami planları ile ilgili, biz şehir plancıları olarak şu noktaya gelmek istiyorum. Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi olarak söylüyorum. Biz Kaleiçi’ni ne yapacağız? Neden bunu oturup konuşmuyoruz? Biz Haşim İşcan’ı ne yapacağız? Neden bunu oturup konuşmuyoruz? Biz Balbey’i ne yapacağız?

 

BABAYİĞİT BELEDİYE BAŞKANI LAZIM

-‘AVM yapacağım’ diyen bir meclis varsa, ne yapabilirsiniz ki?

Ben bütüne bakıyorum. Kaleiçi’nde 163 Koruma Kurulu’na kayıtlı bina var. Yaklaşık bir o kadarda 29 betonarme var. Bugün benim yaptığım hesaplara göre, vatandaşın da parası ödemek suretiyle kaba hesapla 360 milyon dolarla Kaleiçi kurtulabiliyor. 360 milyon dolar, 1 milyar lira yapıyor. 1 milyar lira, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 2 milyarlık bütçesinin yarısı. Kaleiçi gibi yüksek değerli bir yer için Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin veya kamunun 1 milyar lira bütçe ayırıp, bu bütçeyi de 5 yıla bölerek, yılda 200 milyon liralık ödeme yaparak bu Kaleiçi’nin çözümünün sağlanabilmesi mümkün iken neden insanlar olayların içine girmezler. Benim derdim bu. Biraz daha geriye gidersek kıyıların kullanım durumu ile ilgili durum nasıl? Bunu herkesin yüzüne de söyledim. Sera Otel’den başlamak üzere Mardan Otel’e kadar mevcut planda olan yolunu açabilecek bir babayiğit belediye başkanı görüyor muyuz şu anda?

 

BENİM İÇİN DE ‘DANGALAK’ DİYORLAR

-Yanlışlara ‘dur’ derken tepkilerden korkmuyor musunuz?

Fincancı katırlarını ürkütmeyelim diye herkes 3 maymunu oynuyor. Arada deliler çıkıyor ya da absürt nitelendirilecek kişiler çıkıyor. Benim için de dangalak diyorlar. Bugün FETÖ’cülerin önünü aldık. Allah’tan da aldık. Diğer yapıların devletin içerisinde aman biz devlete dokunmayacağız, devletin yapısıyla bizim bir alakamız yok diyerek yine devletin içerisinde at oynattıkları bir yapının içerisindeyiz. Siyaset bunun esiridir. Bu tarikat yuvalarının, önderlerinin elinin öpmeyen bir belediye başkanı görmedim bu zamana kadar. Yarın seçimler olsun Antalya’da şuculara bir gidelim, buculara bir gidelim. Bucuların desteğini alalım. Muhabbetleriyle yürüyen bir siyasi kaos ortamı içerisindeyiz. Örgütlü bir halk kitlesi yok. Halkın örgütlenmesinin önü kesilmiş. 12 Eylül’ün Türkiye’ye verdiği zarar burada başlıyor. 12 Eylül’de Türkiye’nin nüfusu 42 milyon. Sendikalı işçi sayısı 6 milyon 200 bin. Bugün Türkiye’nin nüfusu 80 milyon. Kayıtlı sendikalı işçi sayısı 1 milyon 200 bin. Geldiğimiz nokta budur. Ama Türkiye’de devlet içinde örgütlenmiş tarikat sayısı ise milyonları bulur.

 

HALK ‘KONYALTI BİZİM’ DEDİ

-           Hürses Gazetesi’nin gündeme getirdiği Konyaaltı Sahili ile ilgili değerlendirmeniz oldu mu?

Bir Konyaaltı yarası var. Ödüllü bir yerken, metruk bir hale geldi. Hazır orası daha ıslah edilmeden, belediyeye alelacele 4. kiracıya verilmesi hususu gündeme geldi. Bu hususta kanunen birçok şeyi araştırdık. Belediye şirketleri kamu yararı için kurulmuştur. Biz buradaki durumu ifşa ettik. Koca Antalya’da bizden başka rüzgara tüküren yok mu? Korku hükümdarlığı var. Herkes bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla hareket ediyor. Öncelikle bu konuda siyasi partilerin özellikle muhalefetin duyarlı bir tansiyon oluşturması gerekiyor. Siyasi partiler örgütleri vasıtasıyla konuyu sürekli gündemde tutmalılar. Ama siyasi partilerin karşısına şöyle bir argüman çıkmış, muhalefet partiler de bundan korkuyor. Bunlar her şeye karşı. Bunlar hiçbir şeyi istemiyor. Şeklinde bir karşı şey geliştirilmiş. Burada bence siyasi partilerin yöntem değiştirmesi gerekiyor. Direkt olarak olaya dahil olmak yerine duyarlı halk kitlelerini harekete geçirmek suretiyle muhalefet yaptırma görevlerini programlarına almalılar. Yani halk muhalefet yapmalı. Siyasi partiler sadece öncüsü olmalı. Partinin kendi güçleri yeter. Atı alan Üsküdar’ı geçti gibi hareket ediliyor ama halk ‘Konyaaltı bizim’ dedi.

 

MALİYET BELEDİYEDE, PAZARLAMA ANET’TE

Konyaaltı Projesi’ne döndüğümüzde 17-18 tane büfe yapmak, resimleri çekilen büfelerle hadi modern olsun dersek 40 bin lira. 20 ile çarparsanız 400 bin lira eder. Şezlonga alsanız masraf yapsanız 1 milyon lirayı geçmez. Personel istihdamını da işletmenin dönerinden çıkarırsınız. Onu katmıyorum. Yapılacak sabit yatırımdan bakıyorum. Bugün biz ANET’e 1 milyonun üzerinde sermaye aktarımıyla para verdik. Sayışta tenkit yapıyor. Belediye şirketlerinin zararlarını karşılama maksadı ile kamu bütçesinden sermaye artırımı yoluyla belediye şirketlerine para aktarılması usulsüzdür ve belediyenin yapmış olduğun tenkiti biz kabul etmiyoruz diyor. Diyelim ki siz ANET olarak burayı işleteceksiniz. 1 milyon lira parayı belediye size vermiş zaten. Bu büfeleri siz oraya koysanız. Ahmet’e, Mehmet’e vermek yerine. Kardeşim siz Konyaaltı’na 20 tane büfe koysanız. Şezlong koysanız. Biz burayı ANET’e vermiş miyiz? İşletsin diye para vermiş miyiz? ANET bunu kendisi yapsın. Neden başkasına veriyor.  Biz her ne kadar buralar işletmeye verildi diye görsek de, ANET bunu pazarlamak istiyor. Bunun maliyet bedelini belediye ödüyor. ANET bunu karla satıyor ama ANET’in kasasına giriyor ve aynı zamanda zarar ediyor. Konyaaltı’nda durum böyle.

 

BÜYÜKŞEHİR’İN BÜTÇESİ DELİK

-           Size göre Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde ters giden en önemli konu nedir?

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bu sene 2 milyar liralık bir bütçe yapıldı. Belediye Başkanı Menderes Türel dedi ki; ‘ben şu hizmetleri yapacağım bunun için 2 milyar liralık bütçe hazırladım’ dedi. Meclisten bu bütçeyi geçirdi. Gelir kalemine döndüğümüz zaman bu parayı nasıl oluşturacağız? Bu para nasıl girecek dendiği zaman 850 milyon lirası bunun tahsilat vergisi olarak kondu bütçeye. 410 milyon lirası borçlanarak denklenecek dendi. 460 milyon lirada sermaye satışı yani arsa satışı ile denklenecek dendi. Şu an itibariyle 6. aya girdik. 6. Ay itibariyle belediye şu an 104 milyon lira borçlanma yetkisi aldı. Yani 410 milyon liranın 104 milyon lirasını. Bütçemizde delik var. Sene sonuna kadar 310 milyon lira daha borçlanabilme yetkisini meclisten alabilmesi lazım ki bütçeyi denklesin. 760 milyon lira da arsa satışından bekleniyor. Şu an arsa satamadığına göre 855 milyon lira vergi tahsilat gelirlerinden bu sene ancak yüzde 75 civarında realize olması düşünülüyor. 850 milyon liranın yüzde 25’i yaklaşık olarak 200 milyon liradır. 6. aya girerken Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinde şu anda 1 milyon 260 bin lira delik vardır. Peki Antalya Büyükşehir Belediyesi bu arsayı satamazsa hukuki problemler olabilir. Başka nedenler olabilir. Bu para kasaya giremeyecek. Borçlanma limitleri dolu. Şu anda Başkan Türel hukuksuz borçlanma yapıyor. Defalarca söyledim, gelin kamuoyu önünde tartışalım. Mecliste bu işleri çözemiyoruz. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin borçlanma yetkisi yoktur. Yasa diyor ki; Büyükşehir Belediyeleri borçlanabilirler. Borçlanmaları şu şekilde olmalıdır; bağlı kuruluşu (ASAT) ve bağlı şirketlerinin borçları da dahil olmak üzere kendisinin bir önceki bütçe kesim hesap döneminde ki borcu da dahil olmak üzere bu borç yükü, bir önceki kesinleşmiş bütçe gelirlerinin değerlendirme oranıyla çarpımının bir buçuk katından fazla olamaz. Bunun da yüzde onunu meclis kararıyla eğer yüzde 10’ununu geçerse meclis kararı onayıyla kullanabilir.

 

ERDOĞAN’IN İMZASI VAR AMA

Elimde bir belge var. Bunu ben mecliste sundum. Kapı gibi bu belgenin altında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yazıyor dedim. Nedir bu belge? Başkan Türel, bir önceki yıl tramvay ile borçlanma yapıyor. Dış finansman yoluyla kredi yapacak. Ulaştırma Bakanlığı EXPO’ya olan kısmı sorumluluğuna aldı. Fakat bunun üzerine makineler konulacak. Vagonlar alınacak. İhale etti. Vagonlar geldi çalışıyor. Bunlar için bizden 30 milyon Euro kredi borçlanma yetkisi aldı. Bu bir; ben dedim ki o zaman; Sayın Türel, siz bu borçlanmayı neye göre aldınız? O gün Türel mecliste yoktu. Genel Sekreter yardımcısı var. Genel Sekreter Yardımcısı bana bilgi veriyor. Biz bununla ilgili hazine Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın olumlu görüşü doğrultusunda Bakanlar Kurulu’nun kararıyla borçlanma yetkisini aldık dedi. Bana bu belgeyi de onlar gönderdi. Bu belgenin içerisinde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin bu projesi yazıyor. Bunu karara bağlamış. Bu gidiyor Bakanlar Kurulu’nca karara bağlanıyor. Birçok belediyenin ve devlet kurumunun da projeleri var, finansman kullanımıyla ilgili. Ama orada mahalli idareler bölümünde 9.3 numaralı bölümde Bakanlar Kurulu kararında şöyle diyor; Bu kredilerin kullanılması için belediyelerin borç stoku limitlerinin kullanımı içinde kalması gerekiyor. Türel diyor ki bana; Bizim bir önceki dönem kullandığımız 103 milyon liralık mevcut tramvayın borcu da dahil olmak üzere bir de 30 milyon lira aldık yani bunları ben borç stoku dışında aldım diyor. Yasa diyor ki, Bakanlar Kurulu’nun vasıtasıyla alınan krediler borç stoku limitinde dikkate alınmaz diyor. Bana diyor bunu. Bende diyorum ki Sayın Türel, Bakanlar Kurulu’nun kararı burada yazıyor. Cumhurbaşkanı’nın imzası var, altında. Buna göre Türel diğerlerini çıkaralım benim borcum 1 milyar 248 milyon lira değil, 882milyon lira diyor. Doğal olarak 882 milyon lirayı topluyor yeniden değerlendirme oranıyla çarpıyor ve diyor ki bir önceki kesinleşmiş bütçe gelirim 1 milyar 75 milyon diyor. Çarpıyor bir buçukla. Bir altı yüz borçlanabilme yeteneğim var diyor. Bu kadar borçlanabilirim diyor ve yetki çıkarmaya çalışıyor. Ben de diyorum ki sen o maddeyi benim önüme koyuyorsun ama okumuyor musun? O maddenin üzerinde ne diyor dedim. Diyor ki Belediye ve bağlı kuruluşların şirketler dahil toplam borç stokunun tespitinde

asıl borcunu yazdın mı? ANET’in, Ulaşım A.Ş.’nin, EKDAĞ’ın borçlarını yazdın mı?

 

BELEDİYE İLE İŞ YAPMAYIN, PARANIZI ALAMAZSINIZ

-           Belediye bütçesinde sıkıntı olsa esnafa ve müteahhide ödeme yapamaz. Böyle bir durum söz konusu mu?

Ben dostlara şunu söylüyorum. Belediye ile kimse iş yapmasın. Parasını alamaz. Belediye ile iş yapan müteahhittin gücünün çok kuvvetli olması lazım. Kepez Belediyesi’nin önüne yapılan şu anda ki kavşağın müteahhitti, ödemeleri doğrultusuna belediyeye protesto çekmiş midir? Çekmemiş midir? Belediye’nin bazı alacakları üzerine tedbir koydurtmuş mudur? Koydurtmamış mıdır?

 

TEMİZLİK İÇİN ACİLEN SEÇİME GİDİLMELİ

-           FETÖ soruşturmalarıyla ilgili bir yorumunuz var mı?

FETÖ’nin siyaset ayağıyla ilgili kamuoyunun bir beklentisi var. Yani siyaset kurumu bu FETÖ’nün siyasi yapılanmalarıyla ilgili bir siyasi ayıklanma bekliyor. Bu çoğunluğu Ak Parti’de olmak üzere, her partide de olabilir. Ben bir yeri ayırarak söylemiyorum. Toplumumuzun her yerine girmişler. TSK’ya, şuna, buna her yere. Sıkıştırmışlar bizi her yere atmışlar. Ama bunu yaparken siyaset kurumunun erkini kullanarak yapmışlar. Doğal olarak siyaset kurumu bunları denetim dışı inisiyatif dışı veyahut bilerek öyle güçlendirmiş ki bunlar başımıza bela olmuşlar. 15 Temmuz’dan sonra şimdi siyasetin bir vazifesi var. Her şeyi temizledin. Yargılama devam ediyor. Oraya girmiyorum. Ama siyaset mekanizmasına girdiğimiz zaman siyaset ayağında bir fren var. Şimdi Ak Parti, Türkiye’yi yönetiyor. Ben şöyle de bakıyorum. Bizim devletimiz önemli bir devlet ve kuşatılmışız. Önemli bir dönemden geçiyoruz. Devletimizi korumamız lazım. Sistemimizi, kurumumuzu korumamız lazım. Dolayısıyla takatuka yaparak tamamen FETÖ’nün at oynatacağı bir siyaset arenasına da dönüştürmememiz lazım. Fakat bunun tertemiz bir şekilde siyaset mekanizmasının içinden temizlenmesi lazım. Bunun en güzel yöntemi seçimdir. Doğal olarak Türkiye’nin acilen bir yerel seçime ihtiyacı vardır. Zamanını beklemeden. 2019 Mart fark etmiyor. Şu anda güç ellerinde. Acilen Türkiye’de bir yerel seçim yapılmalıdır, işte o zaman hem Ak Parti rahat edecektir hem Türkiye rahatlayacaktır.  CHP dahil tüm partiler destek vermelidir. Yerel seçimin hemen arkasında da bir genel seçim yapılarak da sistem oturtulmalıdır. 


YORUM YAP


DİĞER HABERLER


Masa Üstü Sürüme Geç